08 Şubat 2010 Pazartesi

Aşka Yalan Yakışır


En hüzünlü bitenin adıdır büyük aşk. Ve büyük aşklara en çok yalan yakışır. Ne kadar yalansa o kadar aşk olur adı sevdanın. Gerçeğe döndükçe sevdalar aşktan uzaklaşır.

Peri masalları yazanlardır büyük yalancılar. Kendi dünyalarının değilde var olmayan hayallerin dünyasında baş rol oynar aşıklar.

Şekerden evleri, balkabağından arabaları ve camdan ayakkabıları vardır. İnandığı kadar gerçek inandığın kadar büyülü..

Elleri pamuktandır okşadıkça tenini renklendiren, sakinleştiren.
Gözleri evrenin en güzel renkleri.
Sözleri en güzel şarkının melodisi...

Hiç bir aşığın beyazı atı yoktur oysa. Uğruna ölünmez aşkların. Ne yakılan bir şehir ne aşktan kör olan gözler vardır. Herkesin bildiği gerçekler yere inat yalanın adı aşk olunca unutulur gider.

En çok aşka yakışır abartı sözler. Söylendikçe destan olur. Herkes biraz şair ve herkes bazen aşık olur.

Sen hayatımın yalanı..
Gerçekleğimden uzaklaştığım kadar var ol yüreğimde. Yarattığım dünyanın kahramanı.. Gözlerimi her kapadığımda hissedeyim nefesini.
Bedenin uzaklaştıkça ruhunun ışığı sönsün. Ve okyanusta kaybolan gemine bir tek benim kalbim yön versin.
Yalanların büyüdükçe aşk büyüsün.
Bir tek kalbin gerçeğine; bana dönsün..

20 Ocak 2010 Çarşamba

Sadece Özledim


Seni o kadar özledim ki...

Bu yalan değil!
Biliyorum artık bambaşka bir adı anıyorsun uykuya dalmadan az önce. Ve her sabah onu düşleyerek uyanıyorsun.
Kızmıyorum..
Zaten hiç kızmadım sana...
Asla sorgulamadım...

Yazıyorum.. çünkü içimde son kalan bir kaç damlanın dışa vurumu bu.
Belki de okumadan sileceksin.
Belki sonsuza dek saklayacaksın.
Artık bir önemi yok.
İçinde senin olmadığın hiçbir şeyin önemi olmadığı kadar...
Seni değil de en çok içimde büyüttüğüm aşkı özlüyorum.
Beklenmedik bir zamanda telefonumun çalışını..
Kaçamak bakışmaları...
Kimsenin bilmediği bir dilde seni seviyorum demeyi..

Evet çok sarhoşum..
Hiç olmadığım kadar çok..
Hiç söylemediğim kadar gerçeklerimi söylüyorum..
Geç kalınmış zamanlarımın tutsağı oluyorum her defasında..

O kadar sevdadan sonra bir tek senin adını anıyorum her sevişmenin ardından.
Ve en çok senin kokunu silmekte zorlanıyorum bedenimden.

Her hikayenin vazgeçilmezi " bir gün bir yerde karşılaşmak"

Bir gün bir yerde ol. Hiç olmadığın kadar aşık... Hiç olmadığın kadar sen..
Ve o yerde zaman dursun.
Bu kez aşk, ne geç olsun ne de erken.
Tenimin tuzu teninde hayat bulurken gözlerin gözlerimde kalsın.

Sen anımın değil hayatımın merkezine yerleş ki hayalimin değil gerçeğimin aşkı ol dudaklarımda dillendirdiğim..

Seni o kadar özledim sevdiğim..

Bildiğim bir dilde hiç söylemediğim kadar...

İlk defa utanmadan.. ilk defa gözlerimi gözlerinden kaçırmadan...

Seni o kadar özledim...

Sevdiğim..

23 Aralık 2009 Çarşamba

Adı Aşk


Aşk üç harfli bir kelime. Ayrılıksa çok daha uzun, çok daha karmaşık. Dolandıra dolandıra söyler her farklı ağız, her farklı dilde. Nedenleri olur hep; niçinleri..

Uzun bir serivenün son cümlesidir ayrılık. Aşksa yenidir. Başlanıçtır. Heyecanlıdır.

Sebepsizdir çoğu zaman. Ve hep tesadüfleri sever.

Aşk biterken ayrılığın izi kalır. Kimi toprağa teslim eder aşkını kimi başka bir sevgiliye.

Ben seni bilmediğim kokuların gerdanına bıraktım. Sırf huzura er diye. Aşkın anlamını öğren diye. Benden sonra her aşkta beni gör diye.

Ne sana ne de o yabancı gerdana kızgınım şimdi. Biliyorum ki aşk devam ederken ayrılık acıtır göğsünü. Bir yanın eksik kalır.

Aşkın sıcaklığı sarsada içini Ayrılık gölge olur, bulut bulut düşer yalnız gecelerine.
Ve o geceler aşkı değil ayrılığı çağırırsın adımla birlikte. Teninde yabancı bir ten aklındaysa ben kalırım.

Ben seni benden sakındım sonsuza dek adın aşk olsun diye.
Karlı bir kış günü iliklerime kadar işleyen kokundan vazgeçip kendimi anıların girdabına teslim edeyim diye.

Her defasında biraz daha silikleşen yüzün başka tenlerde netleştikçe ben kendi hayatımın gerçekliğine dönüyorum.

Biraz sensizlik biraz senden sonra büyümekle ilgili yaşananlar. Çocuksu kaprislerimin yerini, kadınsı sessizliğim aldı.

Cümlelerim kısaldı senden sonra, Gülüşümse senden amenet kaldı.
Hala biraz sempatik hala biraz alaycı.

Adı aşk diye aktı tüm sözler içime. Sırf sen mutlu ol diye. Sırf sen aşkı tat diye...

16 Aralık 2009 Çarşamba

Kaçış


Kaçıp gidesim var bu aralar. Bu şehirden çok uzaklara. Fesleğen kokulu bir yaz akşamında verandasında oturduğum bir evin özlemi var içimde. Geç saatlere kadar süren dost sohbetlerine duyduğum bir özlem var. Saat ilerledikçe yavaş yavaş göğsüne sokulduğum ılık bir tene değesim var. Henüz hayat kavgamın başlamadığı, aşklarımın bitmediği günlere dönesim var?

Yüzümü senden kaçırıp denizin sonsuzluğuna bırakasım var.

Uykuya dalmadan az önce kurduğum hayallerin gerçek olma ihtimaline tekrar inanasım var.

Oysa biliyorum. Ne kadar gidersem gideyim. Seni de taşıyacak bu kalp. Her filme anlamlar yükleyecek. Her yıldız kayışına dilek tutacak.

Bitmeyeceğine inandığım yaz akşamlarını düşlüyorum kışın orta yerinde, bu karanlık ayaz gecede. ilk aşkım çıkageliyor o hayalin içinden. Gizlendiğimiz kayık arkasında beni beklediği halini anımsamaya zorluyorum kendimi.

Gerçeği yalandan ayırt edebilmek için her defasında tekrar tekrar aynı sahneyi hatırlamaya çalışıyorum.

Oysa ne kadar zorlasamda hala dudaklarının dudaklarıma ilk öpüşmenin verdiği heyecanla dokunacağına inanıyorum. Ve yine deli gibi çarpacağına inanıyorum kalbimin seni tekrar gördüğümde.

Bu aralar gidesim var. Çok uzaklara. Hatıralarımdaki gibi kaldığına inandığım aşklara geri dönesim var.

Gidersem aşklarımın şarkıları olacak yine. Her dinlediğimde uçsuz bucaksız kalabalıkta gözlerini aramayacağım.

Küçücük bir kentte tutkularını gözlerinde barındıran gözler bakacak gözlerime.

Gizlisi olmayacak.. Yalanı olmayacak...

Belki de riske attığım bu hayat, uğruna ölümü göze alacak büyük bir aşkın kurbanı olacak.

Bu aralar kaçıp gidesim var bu şehirden.

Sözleri karışık gerçeği olmayan sevdalardan kopasım var.

Bu aralar iliklerime kadar işlemiş seni içimden söküp atasım var...