22 Mayıs 2008 Perşembe

Rüya

Uyan!

Gecenin soğuğuna inat bedenin terden damla damla olmuşken ansızın uyan gördüğün kâbustan. Karanlığın içinde çıplak ayaklarla yürü gıcırdayan tahtaların üzerinde. Sokaklarda kimsesiz kalmış köpeklerin gezdiği bir saatte perdesiz camda fark ettiğin siluetine bak. Biraz daha öyle kal.
Kıpırdama.

Odaklan!

Camın arkasında, seni izleyen bir sen daha gördüğünde konuş onunla. Seni tanıyan insanlardan öte seni tanıyan senle konuş. İçeriye al onu. Az önce gördüğün kâbusta uçurumun kenarından ayağı kayan kadının arkasından baktığın gibi değil daha dikkatli, daha şefkatli bak ona.
Kimsenin bilmediği kendi iklimlerinden getirdiği çiçeklerini koklat.

Kederi gözbebeklerinde büyüyüp küçülürken ellerini tut ısıt avuçlarında.

Karanlığın düşündüğü kadar kör olmadığını göster.

Aklındaki müziği mırıldanırken günün ilk ışıklarıyla dans etmeyi öğret ona. Az önce kâbusla uyanıp titreyen bedenin ahenkle dans etsin sessizliğin melodisinde.

Senden öte bir senle karşıla sıcak bir yaz sabahını.

Yüzünde bir gülümsemeye doğsun güneş. Doğsun ki ağlama..

Rüyada kalsın tüm kabuslar..

1 yorum:

LaLe dedi ki...

kendiyle barısık olabilmek ve bunu hep yapabilmek bence insanın sahip olabileceği en önemli yetenek.
bunu yazmamın tam sırası.
hep seni örnek veririm ben kendiyle barısıklık hususunda, şimdi yıkama yaglama servisi gibi anlasılmasın ama gercek bu.
ne demiş şair, yalnızlık ömür boyu, ölümden sonrası da farklı olacaga benzemiyor, hal boyleyken kendimizi oldugumuz gibi kabul edip böylecene mutlu olalım.