12 Mart 2008 Çarşamba

EksiBir

Annem kırklı yaşlarına geldiğinde doğum günlerinde bir yaş gençleştiğini söylemeye başladı. O zamanlar her yıl biraz daha büyümeyi isteyen bir genç olarak annemin her yıl bir yaş gençleşmesinin sadece iyi bir ÖSS sorusu olacağını düşünmüştüm.
Zaman ilerledikçe gördüm ki annem şaka yapmıyordu. Yıllar geçiyor ama o enerjisinden hiçbir şey kaybetmiyordu.
Şimdi otuzlu yaşlarına yaklaşmış biri olarak bu sözün ne kadar iddialı bir söz olduğunu anladım. Yıllar geçtikçe gençleşmenin yüzünü gerdirip yağlarını çektirmek değil genç ruhuyla yaşayabilmek olduğunu fark ettim.
Yaşla birlikte giderek artan sorumluluklar karşısında olgunluğa ulaşmanın kendini unutmakla ilgili olmadığını, aksine üstündeki onca yüke rağmen kendine zaman ayırmak olduğunu, hatıralarla yaşamaya başlamaktansa yeni hatıralar yaratmak için hayata tutunmak gerektiğini anladım.
Otuzlu yaşlarıma geldikçe sevgimi sevdiklerim arasında paylaştırırken hayatımı kimse için feda etmemen gerektiğini ve yaşama sıkı sıkı tutunmam gerektiğini gördüm.
Bugün pastanın üzerinden bir mumu çalarak onun yolundan ilerlemeye; kaç yaşına gelirsem geleyim yirmili yaşlarımın coşkusuyla hayata tutunmaya karar verdim.

3 yorum:

Jester dedi ki...

iyi ki dogdun piyensesssss

LaLe dedi ki...

tam bir ay gecikmeli okudum dogumgunu yazını, bugun de özgürün dogum gunu ne kadar enteresan :)
gercek su ki sen büyümemeye bugun karar vermedin ancak bugun farketmiş olabilirsin, sen hep boyleydin boyle de olacaksın (maykıl ceksın) benden sana soylemesi!

Burçin Çobanoğlu dedi ki...

umarim dedigin gibi olur. büyümeye hiç niyetim yok cunku :)