
Çocukken hepimiz kullanmışızdır dört tekerlekli bisikletleri. Arka tekerin yaması iki tekerdir onu dört tekerlekli yapan. Amacı bisiklet sürmeyi ögretmektir.
Ögretir mi ?
İşte o tartışılır.
Bu tekerler baş belasıdır bana kalırsa. Arkanızdadır ve yamulur her bisiklet kullanma çabanızda.
Yamulur; siz farketmeden sinsice.
Korumaya çalıştığınız o ince dengeyi bozuverir bir anda. Destek değil köstektir bir nevi.
İşte az once evimin mutfak camından yan bahçedeki kücük kızın dört tekerlekli bu sinir buluş üzerindeki çabası düşündürdü tüm bu eski saçma anıları.Öğrenmek için çabalamalarımı, dizlerimde o günlerden kalma geçmeyen yara izlerini anımsattı.
Once muzur bir gulumseme belirdi yuzumde. Çocukluğumun iyi kötü anılarıydı ne de olsa. Bir kac dakika gecmeden gozlerim dolu dolu oldu.
"Keske" dedim. Hayatimda yamulan tek sey bisikletimin arka tekeri olsaydi. Dengemi bozan tek yamukluk bu aptal metal parcasi olsaydi.
Cok eskiden daha çocukken farkedebilseydim hayatın ipuçlarının bu küçük ayrıntılarda saklı oldugunu belki hiç güvenmezdim o kucuk yama tekerlere. Düşe kalka öğrenirdim iki teker üzerinde durmayı. iste o zaman anlardım belki hayattaki bir çok yalancı destekcinin arka tekerler kadar işe yaramaz olduğunu.Tıpkı bisikleti asıl dengede tutanın kendi çabam olduğunu bilmem gibi bilebilirdim belki dunyaya sağlam basabilme sanatını.
Çok eskilerden kalma alışkanlıklar, saçma sapan güven olgusu muydu hayata bu kadar korkak bakma nedenimiz? Arka desteği verdiğine inandırıldığımız bu sahte tekerlermiydi asıl ayağımızı kaydıran? Zor yaşamlar mıydı insanları bencil ve acımasız yapan?
Tüm bu soruların cevabını bulabilseydim o anda, küçük kız da farkedecekti belki bir bisikletin gerçekte iki tekeri olduğunu.
Ve dengeyi sağlamak için asıl desteğin içindeki cesaretten başka bir şey olmadığını.



0 yorum:
Yorum Gönder