24 Aralık 2007 Pazartesi

Nezehat Teyze ve Fıstıklı Kurabiyeleri

Bilgisayarımın tozlu raflarından eski bir yazı..

***



Nezehat teyze ölmüş. Dün gece yaşlı vücüdü dayanamamış. Gitmiş.. çocukluğumun çay kurabiye yaptığım akşam üstlerini götürmüş yanında. Yağmurlu öğleden sonraları halısında oturup oyun oynadığım etrafı camlarla kaplı tahta kanepeli yuvarlak salonunda ölmüş.

İster istemez elim cebime gitti ne aradığımı bir iki dakika sonra hatırladım. Bayramdan kalma şekerleri cebime nasıl sinsice koyduğunu hatırladım. Hala orada olabileceklerini düşündüm.. yoktular.. onlarıda götürmüş yanında.. çocukluk anılarımı.. bitlendiğim sokakları, gaz sobalı dede evini, babamın beni almasını beklediğim Cuma akşamlarını, videoda Kemal Sunal filmlerini, supangile yeme keyfini, kendime ait oturma yeri kırmızı kaplı salıncağımı, maymunum Cudiyi, saçsız bebeğimi ..



Herşeyi unuttuğumu sandığım anda gitti.. hatırladığım tüm bu anların artık anı niteliği taşıdığını hatırlatarak gitti..

İstanbulda masamdan sadece omuz hizasını görebildiğim ve hakkında pek birşey bilmediğim iş arkadaslarımın olduğu gerçeğiyle bırakıp gitti beni.

Yazları Didimin öldürücü sıcağında denize gitmeden önce boncuklu bikinimle göbek dansı yaptığım evi, turuncu kolluklarımı, tulumbanın ve cibinliğin ne olduğunu bana öğreten nezehat teyze kurabiyelerinin tarifini bana öğretemeden gitti. Giderken buruk bir bakış bıraktı bir çok insanın yüzünde. geçici 2 damla göz yaşı, ölüm korkusu belkide.. bense çocukluğumu andım o giderken. Yitirdiklerimi andım.. Didimde denize gömülü gazinoda balıkları izlerken içtiğim gazozu andım ve her gidenle unuttuğumu sandığım anılarımı tekrar hatırlama şansımın ne kadar olduğunu düşündüm.


Nezehat teyze gitti. Geriye ne kaldı..

0 yorum: